Peter Adriaansz. Three Vertical Swells. Unsounds

Babylon dergiye albüm kritiğini yazmaya karar verdiğim andan itibaren bir türlü elimden düşüremediğim bu çalışma aslında canlı bir performans kaydı. Çağdaş bir besteci olarak tanımlayabileceğimiz Peter Adriaansz’ın kompozisyonları ilk andan itibaren yarattıkları farklı dünyanın içine sizi kolaylıkla çekmeyi başarıyor. Ambient bir arka plan dahilinde, matematiksel formüller ve ziyadesiyle detaylı bir ses işçiliğinin kılavuzluğunda adım attığınız bu evrendeki tınılar ağır ağır ama güvenli bir şekilde kulaklarınızı ve daha da önemlisi ruhunuzu sarmalıyor. Kağıt üstündeki notalardansa sesin özgürlükçü yapısına adanmış bu yaklaşım, aynı zamanda sistematik bir güzergahtan ilerleyerek araştırmacı müzik namına da etkileyici bir örnek olarak karşımıza çıkıveriyor. İlk bölümde Hammond...

Mark Van Hoen. The Revenant Diary. Editions Mego

Peter Rehberg (Pita) kumandasındaki Editions Mego etiketi Seefeel’in kurucularından, Scala grubundan ve aynı zamanda Locust adıyla tanıdığımız Mark Van Hoen’in son çalışmasıyla arşivlik albümler serisine bir yenisini daha ekliyor. Ziyadesiyle zengin bir ses, ritm ve melodi dünyasında yoğrulan albümün her anında Van Hoen’in yaratıcı ruhunun ve usta maharetinin bileşkelerini görmek mümkün. Hatıralar, pişmanlıklar ve nostalji kavramları üzerinde şekillenen çalışma Van Hoen’in kabaca 30 yıl öncesindeki kayıtlarına geri dönmesiyle tetiklenen bir süreçte ortaya çıkarılmış. Başdöndüren perküsyon darbeleri, yoğrulmamış analog synthler, kesik drone yankılanmaları ve katmanlar halinde incelikle işlenmiş hışırtılı ve pürüzlü melodiler eşliğinde vücut bulan parçalar, klasik şarkı formasyonundan uzak...

Felix Kubin. TXRF. It’s

Elektronik müzik coğrafyasının değişkenlikte ve üretkenlikte sınır tanımayan “dahi” isimlerinden biri olan Felix Kubin çizgidışı son çalışmasıyla müziğe ilişkin algılama ve dinleme pratiklerimize farklı bir boyut katıyor. Albüme adını veren TXRF aslında bir kısaltmadan geliyor : Total Reflection X-Ray Fluorescence. X ışınlarının çeşitli materyallerin yüzeylerine uygulanması olarak özetlenebilecek bu yöntem aynı zamanda daha sonradan patentli bir test olarak literatüre de girmiş bir yöntem. Kubin’in bir deney ortamında synthesizer, sequencer ve çeşitli filtreler kullanarak ürettiği ses öbeklerinden ve bunların harmanlanmasından oluşturduğu çalışma, özellikle Raster Noton ekolü olarak da adlandırılabileceğimiz dijital minimalizme oldukça yakın duruyor. Öte yandan Alva Noto ve Ryoji...

Ekoplekz. Intrusive Incidentalz Vol 1. Punch Drunk

Nick Edwards’ın solo projesi Ekoplekz’in 2011 yılı sonlarında yayımlanan çalışması elektronik müziğin metruk köşe başlarında, modern dijital üretim süreçlerindense analog döneme göz kırpan bir anlayışla şekillendirilmiş, lo-fi kayıtlardan ve anlık ses doğaçlamalarından oluşan tekinsiz bir çalışma. Throbbing Gristle ve Cabaret Voltaire’i anımsatan bu ses oyunlarında post-punk döneminin işlenmemiş, çiğ ve deforme ses örgülerinin başrolde olduğunu söylemek mümkün. Albüm boyunca oluşturulan karanlık ve kasvetli atmosfer, peşine takılıp gidebileceğiniz melodik yapıların azlığı ve ağır baslar arasında gidip gelen ses dalgaları, ilk dinlemede alışmamış kulaklar için biraz fazla yorucu olabiliyor. Öte yandan Ekoplekz doğaçlamanın ve ses bükülmelerinin ön planda olduğu bu geniş...

Senking. Pong. Raster Noton

Almanya Köln çıkışlı elektronik müzik üstadı Jens Massel, 90’ların sonundan bu yana farklı isimler altında (Senking, Kandis, Fumble), özellikle Karaoke Kalk ve Raster Noton etiketlerinden çıkarttığı kalburüstü çalışmalarla dikkat çeken bir isim. Geniş bir popülerlik kazanan ilk video oyunlarından biri olan Pong’dan (hani şu masa tenisine benzeyeni) adını alan bu son çalışma detaycı ve incelikli bir yaklaşımın ürünü. Albüm, âdeta ağır çekim moduna alınmışçasına düşük bir tempoda seyretse de dub/dubstep etkileşimli ritmik yapıların içine yedirilmiş melodik hissiyatı yüksek tınılar alkışı hak eder nitelikte. Yüksek ses seviyelerinde kendini daha iyi ifade eden çalışmada “Painbug In My Eye” ve “Breathing Trouble”,...

Aoki Takamasa. Ununtrium / Rn-Rhythm Variations. Raster Noton. 2009

Raster Noton’un kimya cetvelinden esinlenen serisi “unun” peşindeki gizemli ve sarsıcı yolculuğumuza kaldığımız yerden devam etme gayretimiz, yazdan kalma bir pazar gününde dahi klavye başına mıhlanmamıza neden olabilecek denli güçlü. Serinin üçüncü ayağı yine Berlin’de yerleşik ama 1976 Japonya / Osaka doğumlu üretken bir müzisyen olan Aoki Takamasa’dan gelmiş. Çalışmada toplam süresi yarım saate yaklaşan dört parça var.Başlarken serideki üçüncü çalışmanın, diğer ikisine nazaran biraz daha rahat dinlenebilir bir kıvamda olduğunu belirtelim. Bu elbetteki öveyazdığımız diğer çalışmalar için bir olumsuzlama değil, sadece diğer iki çalışmada karşımızda dimdik duran girift ses yığınlarının yorucu ve yıpratıcı takibini bu dört parça için...

NHK. Unununium. Raster Noton. 2008

Nakavt öncesi gardı düşmüş bir halde elektronik müziğin farklı dilimlerinden hafsalamıza gölgesi düşüveren albümleri, kafa uçuklatan parçaları, ardı arkası kesilmeyen oradan o, buradan bu ve şuradan da şu hem de duble CD tadında çıktı haberlerini takibe hasletmekteyiz kendimizi son zamanlarda. Adeta sağlı sollu darbelerle bizi hayatın akışkanlığına karşı mıhlayan bu çalışmalara meydan okuma gayretlerimiz olsa da, bazen elimizi ve dimağımızı frene tutulmuşçasına ağır çekim kılan, kan akışımızı durağanlaştıran ve zamanın geri dönülemez yazgısıyla işbirliği yaparak bizi tuzağına düşüren bu duruma isyan halindeyiz. Ancak bunlarla cebelleşip iştigal eylerkene de bir arındırıcı / tatlandırıcı unsur olarak aklımızda hep bu satırların hayali...

Erik Levander. Kondens. Rumraket. 2008

Hello, my name is Erik. I'm from Sweden. Sometimes I make music. Kendini böylesi sıradan bir tanımlamanın içine konumlayan ama müziğiyle sıradışı bir kulvarı adımlayan İsveçli Erik Levander 81 doğumlu. My Bloody Valentine, Sonic Youth ve Red House Painters gibi grupların müziği içinde beslendiği yıllarda klasik klarnet eğitimi alan Levander, aynı zamanda piyano ve gitar konusunda da mahir ellere sahip. Aynı eller Marilyn Manson / Trent Reznor karışımı bir vesikaya sahip Levander’in mimari eğitimini de üstlenmiş durumda. Ve kendisinden bir cümle daha : Yes, I’m an architect, now.Rumraket etiketiyle 2008’de yayınlanan Kondens Levander’in Tonad sonrası çıkardığı ikinci albüm. Yaklaşık...

September Collective.All The Birds Were Anarchists.Mosz.2007

September Collective’in ismiyle de dikkat çeken albümlerini dinlemeye başladığımda kim olduklarına ilişkin en ufak bir bilgim yoktu. Hatırladığım kadarıyla albümle ilk temasımı tetikleyen, çalışmayı 2007 yılında kendi kataloğundan yayınlayan Mosz etiketine eski zamanlardan bu yana duyduğum karşılıksız ilgiydi. Daha sonra kimdir, nedir diye bakarken şimdi sıralayacağım üç isimle karşılaşınca albüme ilişkin müzikal beklenti çıtamı biraz yükseklere set ettim elbette. Dile kolay Barbara Morgenstern olacak, Stefan Schneider yanına gelecek; yetmeyecek bir de Polonyalı Paul Wirkus üçüncü eleman olması için kandırılacak; sonra da September Collective olunacak, bravo. Barbara Morgenstern malumunuz Monika Enterprise, Leaf gibi etiketlerle fazlasıyla haşır neşir; naif / melodik elektronika...