Valgeir Sigurðsson. Ekvílíbrium. Bedroom Community

Son bir iki sezondur memleketi saran Nordik havalardan esinlenerek bu ayki “Plase” kartımızı, 2007 yılında çıkan bir albümden ve İzlandalı prodüktör ve müzisyen Valgeir Sigurðsson’dan yana kullandık. Bu tercihimizde elimizin altındaki albümün Nordik harekatın tüm köşetaşı özelliklerini taşıyor olması da etken oldu elbette. Bir yandan IDM referanslı minimal kurgular ve hafif deneysel esintiler, bir yandan düşük tempolu, biraz gri ve karanlık tınılar ve bir yandan da adeta yanıbaşınızda bir oda orkestrası çalıyormuş hissi veren minik partisyonlar, düzenlemeler... Hele bazen tüm bunların arasına o aksanlı vokaller de girdi miydi işte buyrun size kış ayları için kestane ve çay seanslarına mükemmel...

Gudrun Gut. Wildlife. Monika

Müzisyenliğinin yanı sıra DJ, radyo programcısı ve prodüktör gibi farklı kimlikleri de bulunan Gudrun Gut, arada AGF ile gerçekleştirdiği çalışmayı saymazsak beş yıllık bir moladan sonra nefis bir kayıtla geri dönüyor. İmzasını attığı her çalışmada ayrıksı ve ilerici yönünü korumuş, ana akıma kendini kurban etmemiş ve değişken kodlamalar üzerinden özgün dilini yaratmış biri olarak Gut, Berlin’e birkaç saat uzaklıktaki kırsal bir bölgede hazırladığı son albümüyle de beklentileri ziyadesiyle karşılıyor. Orta temponun ana kumandasındaki parçalarda, Gut’un soğuk ama bir yandan da iç ısıtan ve konuşurcasına yaptığı vokalleriyle bezenmiş gevşek tekno altyapıları hakim. Alçakgönüllü synthlerle örülmüş ana omurganın etrafındaysa, hayli oynanmış...

Giuseppe Ielasi. Aix. Minority

Çek Cumhuriyeti orjinli Minority az sayıda ama oldukça nitelikli albümle ( DVA, Floex, Polvere, Tape, Tomas Dvorak gibi isimler anılabilir ) arz-ı endam eden “güzel” etiketlerden biri. Milano kökenli gitarist Ielasi ise deneysel elektronik müziğin son dönemdeki en parlak ve üretken isimlerinden biri. İsimsiz parçalardan oluşan 2009 çıkışlı albüm mutlak suretle yoğun bir konsantrasyonla dinlenmeyi hakediyor. Pek çok deneysel çalışmada karşımıza çıkabilecek dengesiz ve kaotik bir sesler yığınının tam aksine, rafine edilmiş seslerden örülü, her bir tınının kendi kimliğini net şekilde hissettirdiği, sesler arasında geçişkenliğin az ama bir o kadar bütünlüklü bir dinleme vadediyor Aix albümü. Albümün en önemli...

Antony And The Johnsons. Cut The World. Secretly Canadian

Geçtiğimiz aylarda İstanbul’da verdiği ikinci konserinde gelenleri kırılgan ve hassas kimliğinden de beslenen muhteşem performansıyla, gel(e)meyenleri “Nasıl olur da ikinci kez kaçırırım?” diye adeta ağlatan Antony Hegarty’nin, albüme adını veren Cut The World dışındakileri eski çalışmalarından alınan bu canlı konser kaydı tam anlamıyla arşivlik bir çalışma. Hatta bir manifesto niteliğinde konuştuğu Future Feminism ise çıktısı alıp saklanacak kıvamda bir içeriğe sahip. Üzerinden birkaç ay geçmiş olsa da kurtuluşumuzun daha feminen bir dünyadan, içimizde asla söndürmememiz gereken bir umut ışığından olabileceğine olan inançla tekrar altı çizilmesi gereken bir çalışma bu. Sade, akılda kalıcı, samimi...Hepimizin içinde olsa da bir şekilde uzaklarda...

Nosrep. Just Don’t. SpezialMaterial

2000’lerin başından bu yana aktif olan İsviçre orjinli elektronik müzik etiketi SpezialMaterial ismen çokça kimse bilmese de bugüne değin meraklısı için oldukça nitelikli albümler yayınlayan bir plak şirketi olarak takip listemizde. Monoblock B, Intricate, Softland, Solarium ve Traject gibi ortalamanın çok üstünde IDM soslu elektronika müziği icra eden bu isimlerden biri de Person. İki kişilik (Michael Eberli - Dominik Brun Del Re ) ekip sadece birkaç EP ve bir albüm kaydetmiş olsa da özellikle canlı performanslarındaki görsel şovla da dikkat çekiyorlar. Günlük hayatın içinden kayda aldıkları ses ve gürültüleri ana malzemeleri olarak kullanan ekip, IDM ve glitch’in yanı sıra hip...

Oren Ambarchi. Sagittarian Domain. Editions Mego

Avustralya orjinli Ambarchi 2012 yılının en üretken isimlerinden biri olsa gerek. Henüz Touch etiketiyle yayınlanan “Audience Of One” tazeliğini korurken ( arada Thomas Brinkmann ve Keith Rowe ile yaptığı ortak çalışmalar da cabası ), şimdi de Avusturya’nın medar-ı iftiharı plak şirketi Editions Mego’dan çıkan “Sagittarian Domain” ile bizi bir kez daha sarsmayı başarıyor. 34 dakikalık tek bir parçadan oluşan çalışmada Ambarchi gitar, davul, vurmalılar ve moogun yanı sıra vokalden de sorumlu. Kendisine ayrıca üç kişilik bir yaylılar grubu eşlik ediyor. Baş ağrıtabilecek bir kaotizme bulaşmadan adeta tek kişilik bir orkestra olarak boy gösteren Ambarchi, hemen tüm çalışmalarında oldukça rafine...

Staer. Staer. Gaffer Records

Staer’i en kısasından Norveçli bir power trio olarak tanımlamak olası. Klasik davul, gitar ve bastan oluşan üçlü 40 dakikalık albüm boyunca bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle sizi hababam bir duvardan diğerine sallamayı başarıyor. Tahmin edilebileceği üzere vokallerin olmadığı parçalar oldukça deneysel, doğaçlamaya açık ve hiddetli bir şekilde gümbürdüyor hoparlörlerde. Thore Warland ( davul ), Markus Hagen ( bas ) ve Kristoffer Riis’ten ( gitar ) kurulu kadro belki formasyon olarak basit görünen bu oluşumdan müthiş bir enerji ve yenilikçi bir dil çıkarmayı beceriyor. Kaotik bir evrene teğet geçen parçaların en kuvvetli yanı hipnotik döngüler arasına serpiştirilmiş melodik zenginlik. Zira...

Rudi Zygadlo. Tragicomedies. Planet Mu

Rudi Zygadlo ismi ajandalarımıza 2010 yılında yine Planet Mu etiketiyle çıkan ilk albümü “Great Western Laymen” sonrasında düşmüştü. Dubstep’i değişik formlarla buluşturan bu zihin açıcı çalışmanın ardından doğduğu yer olan Glasgow’u terkederek Berlin’e yerleşen Zygadlo burada beklentilerden farklı bir süreç yaşamış aslına bakarsanız. Elektronik müziğin mabedlerinden biri olsa da Zygadlo Berlin’deki vaktinin çoğunu klasik müzik konserlerinde ve minik resitallerde geçirmiş. Elimizdeki albümün düzenlemelerinde de bu sürecin doğal yansımalarını yakalamak olası. Minimalist ekolü anımsatan piyano tuşelerinin eşliğinde şarkıcı-ozan geleneğine yaslanan kompozisyonlarda elbette yine elektronik altyapılar mevcut. Farklı müzikal yaklaşımların harmanlandığı albüm, zaman zaman dubstep etkileşimli aksak ritmlerle örülü halinin ve...

Peter Adriaansz. Three Vertical Swells. Unsounds

Babylon dergiye albüm kritiğini yazmaya karar verdiğim andan itibaren bir türlü elimden düşüremediğim bu çalışma aslında canlı bir performans kaydı. Çağdaş bir besteci olarak tanımlayabileceğimiz Peter Adriaansz’ın kompozisyonları ilk andan itibaren yarattıkları farklı dünyanın içine sizi kolaylıkla çekmeyi başarıyor. Ambient bir arka plan dahilinde, matematiksel formüller ve ziyadesiyle detaylı bir ses işçiliğinin kılavuzluğunda adım attığınız bu evrendeki tınılar ağır ağır ama güvenli bir şekilde kulaklarınızı ve daha da önemlisi ruhunuzu sarmalıyor. Kağıt üstündeki notalardansa sesin özgürlükçü yapısına adanmış bu yaklaşım, aynı zamanda sistematik bir güzergahtan ilerleyerek araştırmacı müzik namına da etkileyici bir örnek olarak karşımıza çıkıveriyor. İlk bölümde Hammond...

Sven Kacirek. Scarlet Pitch Dreams. Pingipung

2011 yılında yayınladığı “The Kenya Sessions” çalışmasıyla ismini kenara not ettiğimiz Sven Kacirek ilk eğitimini caz davulcusu olarak almış çok yönlü bir müzisyen aslında. Yeni albümündeki tüm kayıt ve prodüksiyonun yanı sıra, enstrümanların ardında da kendi imzası var. İlk anda sakin, huzurlu ve akışkan bir caz dinletisini anımsatan albüm boyunca kenarda köşede gizlenmiş minik sürprizler de bizleri bekliyor. Bu hoş sürprizler zaman zaman yumuşak ve ayarında elektronik kullanımları olarak karşımıza çıkarken, bazen de Afrika davullarıyla bezenmiş kabile müziklerine bürünüyor. Kacirek tüm bu geniş coğrafyada yarattığı çok katmanlı ve dengeli müzikal dili zaman zaman da minik vokallerle süslemiş. Biteviye tekrar...