Ryuichi Sakamoto: Japon Çakısı!

Her başlangıç biraz zor, hele bir de hakkında üç beş kelam etme gayretinde olduğunuz kişi her parmağında ayrı marifetten mürekkep üretken bir isimse. Derdimiz kalemimiz yettiğince çağdaş bir rönesans insanı olarak adlandırabileceğimiz Ryuichi Sakamoto’nun hikâyesine son dönemde imzası geçen birkaç çalışmaya da değinerekten bir göz atmak. Müzisyen, besteci, prodüktör, oyuncu ve aktivist gibi pek çok kimliği bulunan Tokyo doğumlu Sakamoto ana enstrümanı olan piyano ile küçük yaşta tanışıyor. Tüm akademik kariyeri boyunca olduğu gibi yüksek lisansını da (elektronik ve etnik) müzik üzerine yapıyor Sakamoto. Brezilya, Filipinler ve Japonya’nın güney doğusunda yer alan Okinawa geleneksel müziğinden etkilenen Sakamoto’nun esin kaynağı ve kahramanı...

Actress.London Contemporary Orchestra.Lageos.Ninja Tune

Her yeni adımını heyecan ve merakla mercek altına aldığımız Darren Cunningham/Actress bu kez özellikle deneysel film müzikleriyle tanınan LCO ile güç birliği yapıyor. Lageosalışıldık bir elektronik/klasik müzik kesişmesinden ziyade; ağırlıkla elektroakustik bir kulvarda ilerleyen, doğaçlamanın başat figürlerden biri olduğu, deforme ses kümeleri ile geniş bir organik tını yelpazesinin belirgin aksak ritimlerle birbirine harmanlandığı nitelikli bir dinleti kıvamında. İki eski parçanın LCO tarafından yeniden biçimlendirildiği albümde birkaç parça görece daha hareketli, yüksek tempolu ve kıvrak bir melodik kurguya sahip olsa da; albümün geneli tekinsiz, değişken ve git-gellerle bezenmiş karmaşık bir örüntüye sahip. Bir yanda yaylılar başta olmak üzere yoğun akustik yansımalar, diğer yanda...

GAS.Rausch.Kompakt

‘90’ların başında Mille Plateaux etiketiyle yayımladığı ilk dört albümüyle pek çok elektronik müzik dinleyicisinde Slowdive-vari nihilist bir etki yaratan Kompakt etiketinin kurucularından GAS (Wolfgang Voigt) neredeyse 20 yıla yaklaşan sessizliğini geçen yıl çıkardığı Narkopop albümü ile bozmuştu. Sonrasında çıktığı turne esnasında İstanbul’da da misafir ettiğimiz GAS, Rauschile adeta ambient-severler için her detayıyla göz kamaştıran akademik bir çalışmaya imza atıyor. Dipten gıdım gıdım yükselerek gelen koyu vuruşlar, yeknesak marş temposuyla uzaktan yankıları duyulan bol ekolu synth’ler, dinleyeni karşı konulamaz şekilde içine çeken hipnotik döngüler ve gereksiz pürüzlerden arındırılmış rafine bir işitsellik. GAS bir orman patikasında sararmış yapraklara uzanmak, GAS gece çıkılan uzun bir tren...

Jon Hopkins.Singularity.Domino

2000’lerin başından bu yana elektronik müzik camiasındaki yerini adım adım sağlamlaştıran Hopkins’in müziği de bu ilerlemeye paralel olarak ilk dönemdeki daha ağırkanlı, sade ve düşük tempolu atmosferden; daha yoğun, baskın ve kuvvetli vuruşlarla bezenmiş bir merhaleye evrildi. Beş yıl gibi uzunca sayılabilecek bir aradan sonra gelen yeni albüm Hopkins’in senaryosunu yazıp yönettiği ve ilk sahnesinden son anına dek dinleyeni koltuğuna yapıştıran epik bir çalışma olarak özetlenebilir. Okkalı teknoik vuruşlar, yüksek oktanlı keskin synth’ler ve bunlar arasına serpiştirilmiş bazen dingin ve sakinleştirici, bazen de gergin ve rahatsız edici geçişler Singularity’nin kalite çıtasını yükseltiyor. Hopkins’in kendine özgü ses paleti, resmettiği tuvalde yarattığı canlı...

BVDUB.A Different Definition Of Love.Dronarivm

Brock Van Wey’i yani BVDUB’ı kısaca her yıl üç beş albüm çıkaran o anlamsız derecede üretken ve yetenekli isimlerden biri olarak tanımlayabiliriz. Sadece birkaç yıl içinde sayısı 30’u bulan albümlerinin en sonuncusunu da bir Rus etiketinden yayımlayan BVDUB, her ne kadar techno ve rave kültüründen gelen bir DJ olsa da özellikle ambient işleriyle ekstra alkışı hak ediyor. Uzunca sayılabilecek altı parçadan oluşan albüm gevşek tonlarla bezeli yumuşak ve sakinleştirici bir dokuya sahip. Baştan sona pastoral bir güzergâhta orta tempoda akıp giden parçalar ziyadesiyle yoğun sinematik vurgusuyla da dinleyenin imgelemini sonuna kadar tetikleme gücüne sahip. Ara pasajlara yeter dozda yedirilmiş piyano...

Rival Consoles.Persona.Erased Tapes

Erased Tapes etiketinin en parıltılı isimlerinden olan Rival Consoles’un (aka Ryan Lee West) dördüncü stüdyo albümü bugüne kadarki en olgun ve etkileyici çalışması. Oldukça organik kokan güçlü synth’ler, birbiri üzerine bindirilmiş repetetif davul programları ve elektronik tabanlı ana omurganın üzerine serpiştirilmiş minik melodiler geniş bir ses paletini işaret ediyor. Günlük hayatımızda büründüğümüz farklı kişilikler arasındaki belirsiz ve gri bölgeyi çalışmasının merceğinde tutan West, buna paralel olarak minimal ve techno referansları yoğunlukta olan ama özellikle ambient, IDM ve abstract tınılar arasında da maharetle gezinen çok kimlikli bir işitsel yapı kurguluyor. Bu, ilk dinlemede konsantrasyonu ve albüm bütünlüğünü biraz zorlasa da, müteakip...

Sly & Robbie Meets Nils Petter Molvær Feat. Eivind Aarset And Vladislav Delay.Nordub.Okeh

Bazı albümlerin künyesine bakınca içiniz kıpır kıpır eder hani; işte Nordub onlardan biri. Bir tarafta reggae efsanesi Black Uhuru kadrosundan Jamaika kökenli dub ve reggae üstatları Sly & Robbie, bir tarafta Norveç menşeili caz ve yan kulvarlarının en hatırı sayılır trompetçilerinden Nils Petter Molvær, gitarda pek çok kalburüstü çalışmada imzasını gördüğümüz Eivind Aarset ve elektroniklerde de Finlandiya’nın medar-ı iftiharı Vladislav Delay. Kadro açısından böylesi zengin bir havzadan beslenen albüm de caz, dub ve reggae arasında elektroniklerin de işlenmesiyle kalite çıtasını oldukça yükseğe set ediyor. Molvær’in atmosferik üflemeleri, gitar ve elektroniklerin tam tadında minimal dokunuşları ve Sly & Robbie’nin tüm parçalara nakşettiği dub...

Kenneth James Gibson.In The Fields Of Nothing.Kompakt

2016 yılında yayımlanan The Evening Falls ile ambient tonlara gönül verenlerin kulaklarına harika pasajlar üfleyen Gibson arayı fazlaca açmadan geri dönüyor. Daha çok tekno ve minimal işleriyle bildiğimiz Kompakt etiketinin yan kolu diyebileceğimiz Pop Ambient serilerinde birkaç parçasına da denk geldiğimiz Gibson’ın üçüncü albümünde yine gergin ve karanlık bir arka plan, uzayıp giden ve adeta havada asılı kalan karakteristik ses öğeleri bizi adım adım distopyan bir filmin içine çekiyor. Bu girdabın içerisinde kaybolmamızı engelleyense ara pasajlarda yer verilen minik piyano dokunuşları, kibunlar hem bize nefes aldırıyor hem de içimizi biraz ferahlatıyor. İlk parçadan itibaren vücuda minik dozajlarla enjekte edilen bu işitsellik adeta...

Shuttle358.Field.12k

Amerika kıtasının Berlin merkezli Raster Noton’a en iyi cevabı yıllardır Taylor Deupree yönetiminde enfes bir diskografyayı ince ince işleyen 12k etiketi olsa gerek. Fenton ismiyle de birkaç çalışmasına kulak kabarttığımız Dan Abrams’ın en üretken ve aktif olduğu projesi Shuttle358’in altıncı stüdyo albümü olan Field,adeta kapanmaya yüz tutmuş glitch ve clicks/cuts döneminin sürgün veren ikinci baharı gibi. Dijital teklemelerin, aksak melodik kurguların ve ambient referanslı minimalist döngülerin yeşerdiği verimli bir havza olarak tanımlamak mümkün Field’ı.Oval’in (Markus Popp) ilk dönem işlerini de anımsatan Field’da üst üste bindirilen ses kümeleri Abrams’ın nefes kesen ve maharetle ortaya çıkardığı dijital formülasyonlarla diri birer kimlik kazanıyor. Albümün geneline yayılan...

Alva Noto.Unieqav.Noton

Uzunca bir süredir Raster Noton’dan yayınlanan pek çok farklı albümü bu sütunlara taşıma ve sizlere aktarma gayretindeyiz. Alva Noto’nun ilk iki adımını 2008 (Unitxt) ve 2011 (Univrs) yıllarında attığı UNI üçlemesinin (kapak görselleri yan yana gelince de UNI yazısı ortaya çıkıyor!) son bacağı ise sadece Noton etiketini taşıyor. Alva Noto’nun klasikleşmiş dijital manipülasyonları, minimalist ve pürüzsüz prodüksiyon hassasiyeti, keskin ve sert elektronik dokunuşlar ve orta tempo akışkan ritimler Unieqav’ın ana omurgasını belirginleştiriyor.Zaman zaman ‘90’ların Pan Sonic tınılarıyla benzeşen, melodik açıdan taze ve yenilikçi vuruşlardan oluşan zengin bir içeriğe sahip olan çalışma dans pistlerine göz kırpmayı da ihmal etmiyor. Bugüne kadarki İstanbul...